The Founder, kapitalizmin zaferi ve bir trajedisi olarak McDonald’s’ın köklerine iniyor

Michael Keaton, şeytani bakışlarıyla tam da kapitalizmin yanı başında Ray Kroc’u canlandırıyor.

The Founder, yıllar sonra McDonald’s‘ın köklerine tekrar inerek günümüzde bir restoran devi haline gelen şirketin kuruluş sürecini anlatıyor. Fakat filmi birkaç kelimeyle özetle deseler, bu kesinlikle Amerikan kapitalizminin gerçek zaferi ve trajedisi olurdu.

McDonald’s’ın hikâyesi kapitalizmin sonunu yazdığı hem gerçek bir zafer hem de gerçek bir trajedi çünkü iyi bir fikriniz olsa dahi kapitalizmin olduğu yerde yeterince inatçı değilseniz, ne zekânızın ne de eğitimizin hiçbir işe yaramayacağı bu filmde seyirciye birçok kez anlatılıyor.

Reklam

İyi bir fikir bulmak önemli değil, önemli olan o fikrin gerçek potansiyelini anlamak ve harekete geçmek

The Founder Filmi

McDonald’s’ın hikâyesi, Richard ve Maurice McDonald kardeşlerin ‘hızlı servis hizmeti’ buluşuyla başlıyor. O sırlar mikser satışından para kazanmaya çalışan açıkgöz girişimci ve pazarlama ustası Ray Kroc da bozulan işlerinden yılmış bir halde adeta istediği sıçramayı yapabileceği parlak bir fikrin kendisini bulmasını bekliyor.

Ray Kroc’un ve McDonald kardeşlerin yolu ilk kez kesiştiğinde Kroc, nihayet aradığı parlak fikri San Bernardino’da McDonald’s adındaki bir semt restoranında buluyor. McDonald kardeşlerin yaptığı iş ve ‘hızlı servis hizmeti’ buluşu Kroc’un dikkatini çekiyor ve işin potansiyeli onu etkiliyor.

Kroc bir fikir bulmuyor ama aradığı türden fikri bulanları keşfediyor. Seyirciye birçok kez aktarıldığı gibi önemli olan fikri bulmak değil, fikrin potansiyelini anlamaktır mesajı ilk kez burada karşımıza çıkıyor.

‘Gerektiğinde acımasız olmalısınız’

The Founder McDonald’s

II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan bu hikâyede Amerika’daki mevcut ekonomik durum ve tüketim alışkanlıkları gibi önemli konulardan da bahsedilebilecekken, filmde doğrudan Ray Kroc’un hikâyesine odaklanılıyor.

McDonald kardeşlerin isimlerini ve daha doğrusu her şeylerinin ellerin kayıp gitmesi bile Kroc’un hikâyesinin yanında küçük bir detay olarak kalıyor. Fakat gene de bu trajik detayın Kroc’un zaferine zemin hazırlaması sebebiyle, en azından gördüklerimizi de hazmetmemizi kolaylaştıracak kadar iyi aktarıldığı söylenebilir.

Filmin bir sahnesinde McDonald kardeşlere ‘Gerektiğinde acımasız olmalısınız’ diye çıkışan Kroc, bir anlamda henüz kapitalizmi keşfedemeyen kardeşlere gelecekte ne olacağına dair sağlam bir mesaj da vermeyi ihmal etmiyor.

Kapitalizm, McDonald kardeşlerin trajedisi, Ray Kroc’un zaferi oluyor

The Founder Ray Kroc

Richard ve Maurice McDonald tarafında trajediyle sonuçlanan bu hikâyede iyi bir fikir bulmanın değil, o fikri iyi değerlendirmenin ve potansiyeli keşfetmenin önemini görüyoruz. Üstelik zeki, eğitimli ve dürüst olmanın da pek bir önemi yok.

Ray Kroc tarafında ise durum zaferle sonuçlanıyor. Kroc, ne yeni bir şey keşfediyor ne de uyguluyor. Yalnızca potansiyeli görüyor ve bunu nasıl değerlendirmesi gerektiğini biliyor. Kurucu kardeşleri kimse hatırlamazken, Ray Kroc “Kurucu” unvanını alıyor ve dahi bugün bildiğimiz dev McDonald’s’ı yaratıyor.

Filmde McDonald’s’ın hamburger satışından daha fazla gelir elde ettiği emlak işine giriş fikrinin nasıl ortaya çıktığı da anlatılıyor.

Ray Kroc karakterinin ünlü aktör Michael Keaton tarafından canlandırıldığı 2016 yapımı The Founder, hem McDonald’s’ın köklerini hem de kapitalizmin tam anlamıyla ne olduğunu görmenizi sağlayacak bir film. The Founder’ı izleme listenize almayı düşünebilirsiniz.

seçtiklerimiz