Kuzey Kore Çin’in kuklası mı?

Kuzey Kore, Çin ve ABD ilişkilerine kısa bir bakış.

Bu yıl Kuzey Kore ve onların aşırı eksantrik lideri hakkında çok şey söylendi. Batı dünyasında, hükümet yetkilileri ve ana akım medya, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un‘u nükleer savaş başlatmaya niyetli bir “manyak” gibi gösteriyor.

Kim Jong-un’un ülkesine, komşularına ve ABD’ye yönelik bilinçsiz bir saldırıyla zarar verebilecek kadar “deli” ya da “kararsız” olarak gösterilmesi dünyadaki pek çok insanın algısını bu yöne çekiyor.

Fakat onların görmemizi ve kabul etmemizi istediği şekilde Kim bir “deli” değil. Kim, ülkesini korumanın en iyi yolunun nükleer silahlar gibi güçlü caydırıcılıklarda olduğunun bilince ve tam aksinin söylendiği gibi kararsız da değil, oldukça kararlı.

Kuzey Kore silahlarını neden bırakmıyor?

Bunu anlamak için yakın bir tarihe bakmak yeterli: 19 Aralık 2003.

2003 yılında ABD, şu anda Kuzey Kore’den (ve radarındaki diğer ülkelerden) istediği şekilde Libya’nın da silahsızlandırılmasını, nükleer silahları bırakmasını istedi. Bu tarihten çok önce başlayan ekonomik ve diğer önemli yaptırımların ardından 19 Aralık 2003’te Kaddafi, ABD ve İngiltere ile kitle imha silahı üretimini durduracağını belirten bir anlaşmaya imza attı.

Ve işte büyük sürpriz! Libya silahlarını bıraktıktan hemen sonra ABD, Kaddafi’yi öldürmek ve hükümeti devirmek için bir darbeye öncülük etti.

Batı medyasının görmemizi arzu ettiği Kuzey Kore

Batı medyası, tepelerinde sözde gülünç ve ne yaptığını bilmeyen kararsız bir liderle; füze hataları, çarpık ekonomi, son derece ıssız sokakları ve beceriksizliklerle harmanladığı ‘Kuzey Kore yetersizliği’nin resmini çiziyor.

Elbette algılanmamızı istedikleri şekilde çizdikleri bu resim; ABD’nin silahlı bir müdahale ve çatışma durumunda Kuzey Kore ile kolayca baş edilebileceği yanılgısını yaratıyor.

Fakat Kuzey Kore neredeyse Amerika’yla eşdeğer oranda orduya sahip. Ayrıca, ülkede işgali zorlaştıran ve neyin nerede olduğunun bilinmesini güçleştiren inanılmaz zorlu araziler var. Bir de hatırlatmak gerekir ki doğumlarından bu yana ABD’den nefret etmek için eğitilmiş bir nüfus, kitle burada konumlanıyor.

Pek de kolay lokma değiller gibi?

Kuzey Kore’yi ABD için tehlikeli yapan şey Çin ile olan yakın ilişkileri

Kuzey Kore’yi ABD için tehlikeli ve önemli bir rakip yapan en önemli şey, ülkenin Çin ile olan yakın ilişkileridir. Aynı zamanda bu, ana akım medyanın göz ardı ettiği en önemli ayrıntılardan birisi.

Çin zaman zaman Kuzey Kore üzerinden gerilim yaşıyor. Ancak bu yaşananlar hiçbir şekilde, Çin’in Kuzey Kore’ye karşı bir rejim değişikliği veya savaşı destekleyeceği anlamına gelmiyor.

Kuzey Kore’nin ülkelere göre ithalat (solda) ve ihracatı (sağda). Kaynak: Business Insider.

Kuzey Kore, 1950’lerin Kore Savaşı’ndan bu yana batı destekli Güney Kore’ye karşı bir tampon oldu. Kore Yarımadası boyunca Güney, Çin ve Rusya’ya yayılmanın etkisini batı desteğiyle durdurdu.

Bu tamponun devam etmesi için Çin, bölgeyi Kuzey Kore’ye teslim etti. Çin, çoğu ülkenin sert yaptırımlarına maruz kalan Kuzey Kore’nin ekonomisini en başından bu yana elinde tuttu, Kuzey Kore’nin en büyük ticaret ortağı oldu; ve evet, eğer isteseydi Kuzey Kore’nin militaristleşmesine de engel olabilirdi.

Yani, Çin Kuzey Kore’nin dış politika kararlarını etkileyebilecek büyüklükteki tek askeri ve ekonomik güç merkezi konumunda bulunuyor.

Öyleyse anlamamız gereken iki nokta var: Çin Kuzey Kore’ye nükleer silah programını durma konusunda baskı yapmadığı takdirde, Kuzey Kore’nin bu programlara devam etmesini istiyor; ya da kendini bu işin içinden sıyırıyor gibi gösterip Kuzey Kore’nin ABD’yi antagonize etmeye devam etmesini istiyor.

O halde sorulması gereken asıl soru şu: neden?

Çin El Kaide’nin 1980’lerde Sovyetler Birliği’ne karşı kullandığı stratejiyi kullanıyor olabilir. Usame Bin Ladin, stratejiyi 2004’te El-Cezire’ye verdiği röportajında aktarmış, şunları söylemişti:

“Mücahidlerin yanında Rusya’yı 10 yıl boyunca yavaş yavaş kanattık; en sonunda Rusya battı ve yenilip geri çekilmek zorunda kaldı….”

Dünyanın en borçlu ülkesi ABD’nin borç seviyesi astronomik; bu da, Çin planının ABD’yi sonunda iflas etmesine neden olacak bir savaşa sokmayı planladığı anlamına gelebilir.

Çin, ABD’nin büyük kıyı şeritlerine, büyük bir donanmaya ve coğrafi avantajlara sahip olduğunu biliyor. Aynı şekilde bu şartlar altında ABD’yi işgal etmenin neredeyse mümkün olmayacağının da farkında.

Dolayısıyla, Çin, ABD hegemonyasını askeri harekâtla yerle bir etme fikri konusunda bir plana sahip olsaydı, onları Kore Yarımadasında zorlu ve kazanılması güç bir savaşa çekmesi çok daha mantıklı olurdu.

Şimdiye dek, Çin artan ABD-Kuzey Kore gerginliğiyle başa çıkma stratejisine ilişkin üstü kapalı açıklamalar yaptı, net stratejisini bilmiyoruz. Bununla birlikte, net olan bir şey de var: Çin, ABD’nin dostu değil.

Çin, Kuzey Kore’ye çok daha yakın ve savaş patlak verirse muhtemelen onların yanında yer alacak ve bu da zaten zorlu bir rakip olan Kuzey Kore’yi batı medyasında gösterildiğinin tam aksine çok daha zorlu bir rakip yapar.

ABD ve Kuzey Kore arasındaki gerginlikler silahlı çatışmaya dönüşürse, yıkıcı bir savaşa hazır olabiliriz; üstelik dünyanın en büyük güçleri arasındaki bir savaş.