Paylaşım Ekonomisinin Geleceğini Tayin Edecek 3 Kritik Faktör

Mastercard'ın yakın tarihli bir raporuna göre, Paylaşım Ekonomisi’nin geleceğini üç kritik tema şekillendirecek.



Konaklama hizmeti sağlayıcısı Airbnb’nin sahip olduğu hiçbir gayrimenkulü bulunmuyor. Ulaşım hizmeti Uber’in kendine ait hiçbir aracı yok. İletişim servisi WhatsApp ise bir telekom altyapısına sahip değil. Dünyanın en büyük perakendecisi Alibaba’nın kendine ait bir ürünü yok. Bunlar milyon hatta milyarlarca piyasa değeri olan bazı şirketler hakkında son yıllarda dönen en ciddi tartışmaların temelini oluşturuyor.

Biliyoruz, teknoloji her şeyi değiştiriyor. Yıllar önce rahatlıkla tanımladığımız bazı kavramları kendi özelliklerinden sıyırarak farklı anlamlara iteliyor ve şimdiye kadar kabul etmek zorunda bırakıldığımız, birkaç grup tarafından atanan ekonomik sistemleri ya da bunların üzerinden yaptığımız en basit politik çıkarımların dahi değişmesini sağlıyor.

Bu değişimlerden biri de paylaşım ve paylaşım ekonomisi denilen şeyler üzerinden gerçekleşiyor. Paylaşım veyahut paylaşmak, doğası gereği ekonomiye uzak bir kavram. Paylaşım; güven, yakınlık, alışkanlık ve geleneklerden parçalar taşıyor, ancak ilginçtir ki kâr etme güdüsü taşımamasına rağmen, ortaya çıkan yeni kavram tamamen kâr faktörünü temel alıyor. Hem de çok daha fazlasını.

Bu kavram üzerine inşa edilen şirketlerin devasa kârlılıkları, dünyaya hakim paradigma olarak krallığını çoktan ilan eden kapitalizmi; buradaki bir miktar kârlılığın farazi ortalamasının halk arasında daha önce hiç olmadığı kadar paylaşılması da sosyalizmi çağrıştırıyor. Ama şimdiye kadar gördüklerimiz paylaşım ekonomisi denilen şeyin, paylaşım kavramının temel parçalarına ve temel anlamına pek de yakın olmayan bir şekilde, kâr etme güdüsü odak noktasında kapitalizmin yolunda ilerlemeye devam ettiğini gösteriyor.

Adam Smith şöyle diyor: Kasabın ya da fırıncının bize yiyecek vermesi şefkatli oldukları için değil, bu işten bir çıkarları olduğu içindir.

İşin kârlılık kısmındaki adaletsiz “paylaşım” bir yana, paylaşım ekonomisi her şeye rağmen insanları paylaşmaya itiyor, bu da bazı güdülerin tamamen silinmediğinin açık bir göstergesi.

Haziran ayında, Danimarka’nın Kopenhag şehrinde gerçekleşen FinTech buluşması Money 20/20 Europe’da ödeme teknolojileri şirketi Mastercard, paylaşım ekonomisi üzerine bir rapor paylaştı. Raporda, Paylaşım Ekonomisi’nin geleceği ile ilgili 3 ana tema öne çıkıyor:

Güvenlik ve şeffaflık. Paylaşım ekonomisi için raporda öne çıkan önemli temalardan ilki, tıpkı dijital ödemelerde olduğu gibi, emniyet ve güvenlik. Kullanıcılar aldıkları hizmet kadar onları ve haklarını koruyan, güvenilir platformların beklentisi içinde. Bunun da ancak ileri teknoloji bütünleşmesi ve gerekli yasal altyapının oluşturulmasıyla mümkün olacağı belirtiliyor.

Daha iyi bir tüketici deneyimi. Raporda, tüketicilerin yaşamını kolaylaştırmak, onlara sorunsuz bir deneyim yaşatmak için şirketlerin teknoloji bütünleşmesine ek olarak işin insani ve duygusal boyutunu da dikkate almaları gerektiği ifade ediliyor. Bunun için kullanıcı geri bildirimlerine ve kişisel verilerin korunmasına önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Erişilebilirlik. Nesnelerin İnterneti (IoT), Blockchain ve Yapay Zeka (AI) gibi kavramlar yaygınlaştıkça tüketicilerin ürün ve hizmetlere her an her yerden erişebilmesinin önemi de giderek artıyor. Bu nedenle paylaşım ekonomisinin de erişilebilirlik konusuna çözüm getirmesinin önemli olduğunun altı çiziliyor.

Raporda güven sağlamanın, müşteri deneyimini iyileştirmenin ve bir değer yaratmanın paylaşım ekonomisinin büyümesinde itici rol oynayacağı sonucuna ulaşılıyor.



Elimizde benzer olarak şunlar da var: