Ekonomi, Kişisel Finans ve İş Günlüğü.

Totaliter Teknoloji Örneği: Kripto Para Reklamları Niçin Yasaklandı

Önce Facebook yasakladı, onun ardından Google. Kripto para reklamlarının yasaklanması ya da Cambridge Analytica skandalı bizlere ne anlatıyor?

Bugün, neredeyse tamamen kurgusal olan, fütüristik teknolojiye bağımlı olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz.

Günümüzde, geçmişin zihinlerinde tasarlanan bilim kurgu dünyaları bizim gerçekliğimiz haline geliyor. Bilim kurgu derken, Star Wars veya Star Trek’ten bahsetmiyorum. Bunlar, parlayan neon gezegenlerle dolu mutlu hikâyelerden oluşuyor.

Reklam

Mesela, George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü pek öyle değil.

George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanında geçen ve her şekilde bizi izlediği varsayılan bir sistem olan Büyük Birader, politikamızın ve teknolojimizin kontrolümüzün dışına çıkması halinde, geleceğimizin nasıl görünebileceğinin karanlık bir tasvirini çiziyor.

1984 yılında filme uyarlanan anti-ütopik eserin afişlerinde şu yazıyor: Büyük birader seni izliyor!

Karanlık dünyaları tasvir eden bu eser, günümüzün kaygılarına da ışık tutuyor. Bunu anlamak için kitabın günümüzdeki satışlarına bakmak bile yeterli.

Sosyal medyaya, kişisel asistanlara (Hey, Siri!) ve ceplerimize giren o küçük cihazlara öylesine güveniyoruz ki, bu dijital dünyalarda yaşamaya devam ederken, ‘Büyük Birader’i farklı yerlerde bulmayı ya da görmeyi umuyoruz.

Ama o, tam olarak beklediğiniz kişi ya da şey olmayabilir.

Ne tükettiğimizi, kim olduğumuzu ve ne düşündüğümüzü zaten bilen ve üstüne üstlük bunu kontrol etme gücüne sahip olan teknoloji şirketlerini düşünün.

Bir örneğe mi ihtiyacınız var? Facebook verileriyle Donald Trump’a başkanlık seçimleri kazandırdığı iddia edilen Cambridge Analytica skandalı elimizin altında duruyor.

Teknoloji şirketlerinin hayatlarımızda ne kadar etkili olduğunu gösteren bir başka örnek de Google’ın geçtiğimiz hafta kripto para birimleri için devreye aldığı büyük ve kapsamlı bir reklam yasağı oldu.

Kripto Para Yasağı

Kripto para piyasası, 13 Mart Salı günü, diğer her şeyi arka plana alıp, bilgisayar ekranlarında grafiklere kilitlendiğimiz bir gün oldu. Zira kripto para dünyası art arda kırmızıya boyanmaya başlamıştı. Kabul etmek gerekir ki, bu yaşananlar tam anlamıyla bir ön sayfa haberiydi.

E-posta kutularına düşen basın bültenlerinde, teknoloji devi Google’ın Haziran ayında platformlarının tümünde dijital para birimi reklamlarını yasaklayacağı söyleniyordu.

Bu yasağın ICO’lar, dijital para cüzdanları, dijital para borsaları ve dijital para birimlerine ait hemen her içeriği kapsayacağı belirtilmişti. Teknoloji devinin bu yasağı dijital para birimi dünyası için büyük bir ceza gibi görünebilir, ancak, 2017 yılı boyunca yaşanan dolandırıcılık vakaları göz önüne alındığında çok da yersiz olduğu söylenemez.

Farklı bir açıdan değerlendirirsek, her ne olursa olsun Google’ın aldığı bu yasak, potansiyel ilerlemenin önüne koyulan büyük bir engel. Hatta serbest girişim ve kapitalizm için büyük bir darbe.

İşte dijital para birimlerine getirilen bu engelleme, teknoloji şirketlerinin hayatlarımızda ne kadar etkisi olduğunu gösteren en son örneklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Google ve Facebook gibi teknoloji devleri artık seçimleri etkileme ve hatta birkaç sayfalık basın bültenlerinde kapitalizmi çökertme gücüne sahipler.

Sadece birkaç gün önce YouTube, ateşli silahların nasıl kullanılacağını gösteren videoları yasakladı ve Google, silah şirketlerine ait hisse senetlerinin yer aldığı reklamları engelledi.

Belli siyasi konular hakkında ne düşündüğünüze bakılmaksızın, getirilen bu yasaklamalar, iyi bir ifade özgürlüğü örneği değil, totaliter teknolojinin bir örneği olarak karışımızda duruyor.

İşler Sonsuza Dek Böyle Mi Sürecek?

Gerçek şu ki, bilgisayarınızı ya da cep telefonunuzu kapatıp bir mağaraya girmediğiniz sürece, muhtemelen Facebook ve Google gibi merkezi teknoloji şirketlerinin etkisinden kaçamazsınız.

Bu şirketler, bizlerin isteyerek verdiği verileri derleyip bu verileri satarak (artık biliyorsunuz, sadece reklamlar değil) çok para kazanıyor. 2016’da, Facebook ve Google, web’deki tüm reklam harcamalarının %20’sini oluşturdu.

Bugün, Google’ın (YouTube’un) ana şirketi olan Alphabet, dünyanın en büyük medya şirketi ve 2016 yılında reklam gelirinden 97,4 milyon dolar kazandı.

Tüm bu para, potansiyel müşterilere, okuyuculara ve alıcılara ulaşmak için Facebook, Google ve diğer platformları kullanan şirketler ve küçük işletmelerden geliyor. Bu işletmeler, büyük havayolu gibi dev şirketlerden, sokağın başındaki küçük pastaneye kadar herkesi içeriyor.

Facebook ve Google’ın reklamlar konusunda attığı ya da atabileceği adımlar, bu işletmelerin kitlelerine ulaşmasını her an engelleyebilecek, bir işin devamlılığını sağlama ve inovasyona rahmet okutabilecek güçte! Daha da önemlisi, bu özel şirketler, potansiyel olarak iyi teknolojilere (kripto paralar gibi) ceza verebilecek olsalar bile, platformlarında kapsamlı ve cezai bir yasaklama hakkına yasal açıdan her daim sahipler.

Bu içinde yaşadığımız bir dünya. Ancak neyse ki, işler muhtemelen sonsuza dek böyle sürmeyecek.

Merkezi Olmayan Haberlerin Potansiyeli

Geçen yıl, muhtemelen blockchain teknolojisinin yapabilecekleri hakkında çok şey duymuşsunuzdur. Blockchain son derece güçlü bir teknoloji, zira bireylerin Facebook ve Google gibi aracılar olmadan birbirleriyle etkileşim kurmasını sağlıyor.

Blockchain teknolojisi bireylerin kendi içeriklerini paylaşmasına, kendi içeriklerini seçmelerine ve diğer insanlara yardımcı olmasına imkan veriyor.

Medya reklam alanına biraz daha adalet getirmeye çalışan birkaç blockchain tabanlı projeyi geçtiğimiz yıl gördük. Örneğin bunlar arasında, kullanıcıların iyi içerik üreten bireyleri ödüllendirmesine ve platformdaki kötü içeriği kaldırmasına olanak sağlayan Steemit bulunuyor.

Yeni haber yayınları için potansiyel bir temel oluşturmanın dışında, büyük teknoloji şirketlerinin kullanıcı verilerini paylaşma ve saklama yollarını izlemek için de blockchain teknolojisi kullanılabilir. Mesela CNBC’de yayınlanan yakın tarihli bir makalede, blockchain teknolojisi Facebook gibi platformlarda kullanıcı verilerini güvence altına alacak mantıklı bir çözüm olarak önerildi.

Bu tür projelerin elbette kendi eksikleri var. Ancak zamanla, blockchain, teknoloji devlerinden etkilenmesi mümkün olmayacak özgür ağlar kurmamıza yardımcı olabilir.

seçtiklerimiz