McDonalds Nasıl Para Kazanıyor: Sadece Hamburger Satmıyor

Çoğu kişi ünlü fast food restoran zinciri McDonalds'ın yalnızca hamburger satarak para kazandığını düşünür. Oysa onların işi yalnızca hamburger satmaktan ibaret değil. Şirketin kazandığı her bir doların %80'i hamburger satmak dışında farklı bir işten elde ediliyor.

Uzun bir süre öncesine kadar ben de pek çok kişi gibi ünlü hızlı yiyecek restoran zinciri McDonalds’ın hamburger satarak para kazandığını düşünüyordum. Hamburgerlerinin yanı sıra tatlıları var, onları da satıyorlar. Her dönem değişiyor, geçen aylarda Elmalı Pie vardı. Son uğradığımda da donut sattıklarını gördüm. Kahvenin yanında tarçınlı olanından aldım, gerçekten lezzetliydi. Sanıyorum ki herkes beğendi çünkü çikolatalı olan donut öğle saatlerinde Çankaya şubelerinde kalmamıştı.

Onların sadece hamburger ya da yiyecek ve içecek satarak para kazandıklarını düşünmemizi sağlayacak çok neden var. Mesela en önemlisi The Economist‘in ülkeler arası satın alma gücünü karşılaştıran endeksi, Big Mac Endeksi‘ne adı verilen dünyanın en popüler hamburgerini yapıyorlar. Hızlı yiyecek alanında liderler, verilere göre 119 ülkede sahip oldukları 30 binden fazla restoran her gün yaklaşık 69 milyon insan tarafından yiyecek almak için ziyaret ediliyor. Illinois’de şirketin Hamburger Üniversitesi bile var.

McDonalds hikayesinde önce biraz geçmişe gidelim…

Kriz döneminde kurulan şirketler arasında da yazdığım McDonalds, ABD’de Richard ve Maurice kardeşler tarafından kuruldu. İki kardeş kısa sürede küçük bir restoran olarak kurdukları McDonalds’ı bölgenin en popüler restoranlarından biri haline getirmeyi başardılar. Kardeşlerin en büyük başarısı da restorandaki maliyetleri hem çok düşük tutmaları hem de hızlı servis sistemiyle çalıştırıyor olmalarıydı.

Tam bu sırada günümüzde McDonalds’ın bu kadar başarılı bir şirket olmasını sağlayan Ray Kroc, mikser aletleri satan kendine ait bir şirkette çalışıyordu. 1950’li yıllarda savaş nedeniyle de iş hayatında finansal sorunlar yaşayan Kroc’un, o dönemde en iyi müşterilerinden biri olan Richard ve Maurice kardeşlerin restoranı ilgisini çekmişti. Kardeşlerin daha önce benzerine rastlanmayan ‘speedy service system’ adı verilen hızlı bir hizmet sistemiyle restoranı işletmeleri ve daha da ötesinde maliyetleri finansal problemlerin sıklıkla yaşandığı o dönemde en aza indirmiş olmaları tam da Ray Kroc’un sahip olmak istediği şeydi.

Uzun uğraşlar ve görüşmeler sonrasında Ray Kroc, 1961 yılında Richard ve Maurice kardeşleri ikna ederek 2.7 milyon dolar karşılığında tüm haklarıyla şirketin tamamını satın aldı. 1961’den sonra ABD’nin çeşitli yerlerinde şubeleri açılmaya başlayan McDonalds ve Ray Kroc için her şey çok da yolunda gitmiyordu. Önemli satış rakamlarına rağmen şirket o zamanlar pek de başarılı değildi.

İşte işler şimdi değişiyor…

Franchise sistemi karşılığında belirli bir bedelle yeni şubeler açılabilmesi için lisans veren McDonalds, hamburger satmak ve lisans ücreti toplamak dışında çok farklı bir alana daha giriş yaptı. O alan emlak sektörüydü. Kendi bünyesinde McDonald’s Emlak Acentalığı yan şirketini kuran McDonalds, yeni restoranların inşa edebilebilmesi için arsa kiralamayı, inşaat yapım bedellerini karşılamayı ve sonrasında bu binaları satışa katılma şartı karşılığında lisans almak isteyen firmalara kiralama işine atıldı. Şirket, bu işe girmesinden sonra verimli olmaya başladı ve kazançlarını artırdı.

Franchise sistemi hakkında fikriniz varsa çoğu popüler markanın lisans verse de açılacak yeni şubeler için lokasyonu kendinin belirlediğini biliyorsunuzdur. Yani sırf istiyorsunuz diye yüz binlerce lira lisans bedeli ödeseniz de mahalle kasabı ve mahalle bakkalının ortasına şube açamıyorsunuz. Çünkü franchise sisteminde önemli olan lokasyondur. Böylesine büyük markaların ön çalışmalar ve derinlemesine araştırmalar sonrasında onay verdiği çoğu lokasyon da adeta kazanç garantilidir. Bu açıdan McDonalds’a baktığımızda dünya genelinde gerçekten çok önemli bölgelerde gayrimenkullere sahip olduğunu da görebiliyoruz.

Söz gelimi, şirketten lisans alanlar; lisans, pazarlama, reklam gibi ücretlerin yanı sıra bir de şirketin sahip olduğu gayrimenkulleri kiralayarak McDonalds’a kira geliri elde ettiriyorlar. İşte, şirketin ayakta kalmasının ve asıl büyük kazançlarını elde etmesini sağlayan da yaptığı bu emlakçılık işidir.

Hatta konuyla ilgili internette dolaşan güzel bir hikaye de var. 1974 yılında aralarında şimdilerde iş adamı ve girişimci olan Keith Cunningham’ın da bulunduğu bir grup Teksas Üniversitesi İşletme Bölümü Doktora öğrencisi, Ray Kroc’un konuşmasına katılırlar. Etkileyici ve güçlü konuşmanın ardından öğrenciler Ray’e okuldan sonra gittikleri birahanede kendileriyle birkaç bira içip içemeyeceğini sorarlar. Ray bu teklifi kabul eder.

Herkes birasını aldıktan sonra Ray öğrencilere, “Ben ne işindeyim?” diye sorar. O sırada MBA öğrencileri Ray’in onlarla dalga geçtiğini düşünerek gülüşürler. Öğrencilerden ses çıkmayınca Ray sorusunu tekrar sorar “Ne işinde olduğumu düşünüyorsunuz?” Öğrencilerden biri Ray’in sorusunu “Ray, dünyada senin hamburger piyasasında olduğunu bilmeyen mi var?” şeklinde cevaplar. Ray, “Böyle düşündüğünüzü biliyordum” diyerek devam eder “Bayanlar ve baylar, ben hamburger işinde değil, emlak işindeyim” der.

Bugün her ne kadar şirket hamburger satışı yapıyor gibi görünsede şirketin asıl kazanç kaynağı gayrimenkulleridir. Şirket, ABD başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde, en popüler semtlerde, kavşaklarda ve caddelerde gayrimenkullere sahip. Hatta öyle ki McDonalds Katolik Kilisesi’nden fazla mal varlığına sahip. 2015 yılında 5 milyar 959 milyon dolarlık net kâra sahip olan şirketin kazandığı her 1 doların yaklaşık %80’i gayrimenkul gelirlerinin de dahil olduğu yalnızca franchise kısmından elde ediliyor.

GayrimenkulMcDonald’sRay Kroc
Görüşler (0)
Görüş bildir